REFLÜ NEDİR?

REFLÜ NEDİR?

Reflü nedir?

Halk arasında reflü olarak bilinen hastalık aslında gastroösofageal reflüdür ve reflü hastalıklarının yaklaşık %75'lik bir dilimini oluşturur.

Gastroösofageal reflü, asit, safra ve mide sıvısı içeren mide içeriğinin özefagusa (yemek borusuna) kaçması ile oluşur; ancak bu, gastroösofageal reflü oluşumu için tek başına yeterli değildir. Çünkü sağlıklı bir insanda da 24 saatlik bir dönemde, yutmaların %5 kadarında fizyolojik reflü olmaktadır ancak ösofajit(özefagusun iç yüzeyinin infeksiyonu) gelişmemektedir.

 Reflü ösofajitli bir kimsede sağlıklı insandan farklı olarak, reflü atakları daha sık meydana gelmekte ve reflü olan içeriğin özefagusta kalma süresi daha uzun olmaktadır. Bu uzun süreli temas sonucunda yemek borusu kendini midenin asitli içeriğinden koruyamaz hale gelir ve bir kısır döngü içine girilir. Yani ösofajit, reflünün hem nedeni hem sonucu gibidir.

 Reflüden koruyucu(anti-reflü) mekanizmalar nelerdir?

1.Alt özefagus sfinkteri: Özefagusu mideye bağlayan, ve mide-özefagus arası(gastroözofageal) bariyeri oluşturan sfinkterdir; mide içeriğinin yemek borusuna kaçmasını önleyen koruyucu mekanizmaların en önemlisidir. Bazı yapısal anomalilerde, karın içi basınç artışında, mide rezervuar fonksiyonunun bozulduğu durumlarda bu bariyer işlevini tam olarak yerine getiremez; tekrarlayan reflüler, reflü ösofajite neden olur.

2.Özofageal pompa: Özefagusun asidik içerikli mide sıvısı ile karşılaşması sonrası fizyolojik reflü oluşur.Özofageal pompa ise, bu fizyolojik reflüye yanıt olarak peristaltik olarak kasılır. Bu peristaltik hareket, özefagusun reflüye neden olan materyalden tamizlenmesini sağlar. Bu anti-reflü mekanizmanın gücü ve etkinliği, yerçekimine, özefagusun motor aktivitesine ve abdominal bağlantının yapısal özelliklerine bağlıdır.

3.Gastrik rezervuar: Yalnızca mide içeriği, özefagusta hafif dereceli ösofajit gelişimine yol açar. Oysa gastrik(mide) ve duodenal(ince barsak) içerik karışıp özefagusa temas ederse, ağır ösofajit gelişir. Bunun nedeni duodenal içeriğin içinde bulunan safra sıvısıdır. Safra sıvısı pH'ı 2'ye kadar düşebildiğinden safra asitleri aracılığıyla verdiği zarar da çok büyük olabilir.

Reflü şikayetleri nelerdir?

Sıklıkla bildirilen şikayetler: Göğüs kafesinde yanma Ağıza acı su gelmesi Boğazda ağrı yanma Sabahları ses kısıklığı Kötü ağız kokusu Mide bulantısı

 Reflü açısından kimler risk altındadır?

Sıklıkla 30-40 yaş civarında ortaya çıkmakla birlikte her yaş grubunda görülebilen bir hastalıktır. Şişmanlık, karın içi basıncını artıran faktörler, genetik özellikler ve hamilelik risk faktörleri arasındadır.

Hamilelikte reflü neden olur?

Hamile kadınların neredeyse 3te 2sinde reflü şikayetleri görülür. Artmış karın içi basınç reflüyü tetikler. Hamilelikte reflü tamamen fizyolojik bir durum olup, endişe etmeye gerek yoktur. Hamilelik ilerledikçe reflü şikayetleriniz artacak, ancak hamilelik bittiğinde kendiğilinden geçecektir. Hamilelerde reflü cerrahi girişimi kesinlikle uygulanmaz. Reflü ilaçları bebek için risk taşıdığından kullanılmaz. Hamilelerin tüm ilaç ve işlemleri hekimlerine danışarak yapmaları gerekmektedir.

Reflüde tanı yöntemleri nelerdir?

Ayrıntılı hasta muayenesine ek olarak endoskopi reflü tanısında esastır. Mide ve yemek borusunu değerlendirmek için yapılan endoskopiye gastroskopi denir ve reflü tanısı için çok değerlidir. Hastanın şikayeti reflüyü gösteriyor ancak gastroskopi ile görülemiyorsa, hekiminiz ek testler de isteyebilir(yemek borusu ve mide endoskopisi, biyopsi, pH monitörizasyonu, manometri,...)

 Reflünün tedavisi nasıl gerçekleştirilir?

Reflü hastalığının tedavisi iki ayrı biçimde gerçekleştirilmektedir:

1.Beslenme değişiklikleri, ilaç tedavisi

 2.Laparoskopik anti-reflü girişimler

Asitli içeceklerden uzak durmak, mideyi tıka basa doldurmamak, fazla kilolu hastalarda zayıflamak, çay-kahveden kaçınmak, reflüyü artırdığı bilinen yağlı, soğanlı, sarımsaklı yiyeceklerden, domates-patlıcan gibi asitli sebzelerden, baharatlardan, alkol ve sigaradan uzak durmak, dar korse-kemer-pantolon kullanmamak, yatağın başını yükseltmek, yatmadan 3 saat öncesine kadar bir şey yememek gibi beslenme ve yaşam tarzı değişiklikleri çok kesin kanıtlara dayanmasa da ilerlememiş bir reflü hastasında geri döndürücü olabilmektedir.

 İlaç tedavisi, mide asidini baskılamak, sinidirim sisteminde ileri hareketi kolaylaştırmak(prokinetik ajanlar ile) ve reflüye engel olacak bir bariyer oluşturmak(alginik asit içeren ilaçlar ile) olmak üzere üç amaç taşır. Laparoskopik girişimler, yaşam tarzı değişikliği ve ilaç tedavisi ile rahatlayamayan hastaya uygulanmalıdır. Bu girişimlerin uygulanmasında verilecek karar, hasta ve hekimin işbirliği ile alınmalıdır. Yaşlı hastalara ameliyat uygulanması pek tercih edilmezken, genç hastalarda daha başarılı sonuçlar alınmakta ve komplikasyon riski de düşük olmaktadır. Hatta erken yaşta yapılmış bir reflü ameliyatı, ileriki yaşlarda ortaya çıkabilecek özefagus hastalıklarına karşı da önleyicidir.

Ameliyat olacak hastanın, ciddi cerrahi risk taşımaması, yemek borusunun yeterli uzunluk ve hareketlilikte olması, endoskopide ösefajitinin belirgin şekilde görülüyor olması gerekmektedir.Cerrahi girişimin amacı, yeni bir gastroözofageal bariyer oluşturarak semptomların tedavisini sağlamaktır.

Antireflü girişimi, genel anestezi altında uygulanır. Karın CO2 ile şişirildikten sonra belirli yerlere kanüller yerleştirilir, yemek borusu ve mide bağlantıları aşağıya doğru kaydırılır, gerekli dikişler uygulanır ve hastanın normal anatomisine en yakın duruma döndürülmesi sağlanır. Komplike bir işlem olduğundan yalnızca bu konuda tecrübeli cerrahlara yaptırılmalıdır. Profesyonel cerrahlarca gerçekleştirilen laparoskopik reflü cerrahisi, %95'lere varan oranda başarı sağlamaktadır.

Reflü önlenebilir bir hastalık mıdır, nasıl korunabilirim?

Alkol-sigara kullanımı kısıtlanmalıdır Fazla kilolu bireyler kilo vermelidir. Reflü için riskli olan gıdalardan kaçınılmalıdır.(çay,kahve, asitli içecekler, domates, patlıcan, baharat, yağ, soğan,sarımsak,...) Korse gibi dar giysilerin giyilmemesi gerekmektedir. Tok karna uyunmaması gerekmektedir. Yatağın baş kısmının hafifçe yükseltilmesi önerilmektedir.